St. Moritz’teki donmuş gölün üstünde, format iki güne yayılıyor. Program, sergi ve jüri değerlendirmeleriyle başlayıp göl üstündeki geçişler ve turlar gibi daha dinamik anlarla ilerliyor. Tarihler ve saatler her yıl güncellendiği için, plan yaparken en doğrusu resmî programı baz almak.
Fotoğraf ve video içinse ışık gerçekten her şeyi değiştiriyor. Günün ilerleyen saatlerinde göl yüzeyi ve kar dokusu daha iyi “okunuyor”, detaylar daha net çıkıyor; soğuk ise beklenenden sert olabiliyor. Kat kat giyinmek, rüzgâra hazırlıklı olmak ve uzun süre dışarıda kalacağını düşünerek plan yapmak işleri çok kolaylaştırıyor.
Etkinliği bahane edip St. Moritz’e gelmişken birkaç gün daha ayırmak, bu destinasyonun asıl tadını çıkarmanın en iyi yolu. Göl çevresinde yavaş bir yürüyüş, şehir merkezinde kısa bir vitrin turu ve akşamları iyi bir yemek planıyla St. Moritz’in o kendine has “kış ritmi” hemen yakalanıyor. Gün içinde tempo yüksek olsa bile şehir, aralara keyifli molalar koymayı çok kolaylaştırıyor.
The I.C.E.’ta göl üstündeki sergi ve hareketli anları takip ettikten sonra, kalan zamanı “kış kaçamağı” moduna çevirebilirsin: hava güzelse kayak/snowboard, daha sakin bir plan istiyorsan spa ve sauna iyi gidiyor. Bir ekstra günün varsa, yolculuğu deneyime çeviren panoramik tren rotalarıyla manzara avına çıkmak da St. Moritz’i “sadece bir etkinlik” olmaktan çıkarıp tam bir Alp hikâyesine dönüştürüyor.
St. Moritz, otel kültürüyle meşhur bir yer ve “kış destinasyonu” algısının temelini de buradaki otelcilik tarihi oluşturuyor.
1856’ya uzanan geçmişiyle bölgedeki kış turizmi hikâyesinin merkezinde anılan klasiklerden.
1896’da kurulan, St. Moritz “jet-set” kültürünün simge adreslerinden.
Spa altyapısı güçlü seçeneklerden; “wellness” odaklı konaklama planlayanlar için iyi bir tercih.
Destinasyon rehberlerinde sık geçen seçeneklerden biri daha. Daha “statement” bir lüks arayanlara uygun.
Kış masalı atmosferi ve kayak odaklı konaklama isteyenler için klasik seçeneklerden.
Yenileme sonrası modern-lüks çizgide öne çıkan otellerden, “daha güncel tasarım” arayanlar için.
Kulm Park girişinde, Engadin tarzı “cozy” atmosfer + İsviçre spesiyalleri ve gün içi menüler ile St Moritz’in tadını çıkarmak isteyenlere.
“Mountain terroir” yaklaşımıyla modern bir dağ mutfağı yorumu. Daha özel öğle planlarına da uygun.
İtalyan çağdaş mutfağı/pasta odağıyla şehir merkezinde güçlü bir seçenek. Aynı zamanda Michelin’de Bib Gourmand olarak da geçiyor.
Pistlere yakın, “see and be seen” kültürünün bir parçası. Deniz ürünleri ve teras manzarasıyla öne çıkıyor.
“Top of the world” hissiyle manzara + müzik + dağ konforu bir arada.
Şehir merkezinde, akşam servisi ve DJ’li atmosferiyle “daha canlı” bir fine-casual seçenek.
Lounge restaurant + cocktail bar formatı ile aperitif’ten geç saate uzayan planlar için uygun.
1658 tarihli Engadin çiftlik evi atmosferinde, Akdeniz etkileriyle “klasik ama rafine” bir akşam isteyenler için birebir.
1685’ten kalan bir yapı. Bünyesindeki Pizzeria Heuboden özellikle klasikleşmiş adreslerden.
Grand Hotel des Bains Kempinski içinde, “dinner + show + club” konseptini sevenlere.
Restoran-bar-club hibriti. DJ programlarıyla “gece uzasın” diyenlere.
St. Moritz’te “klasik kahve & pastane molası” denince ilk akla gelenlerden.
The I.C.E. dönemini, St. Moritz’in diğer ikonik kış etkinlikleriyle birleştirmek mümkün.
Donmuş göl üstünde at yarışları. 2026’da ana yarış günleri 8/15/22 Şubat olarak duyuruluyor (ek olarak Family Days tarihleri de var).
Koleksiyonluk tasarım ve çağdaş sanat odaklı fuar, 2026 için 12-15 Şubat aralığında sevenleri ile buluşacak.
Kış “lifestyle music festival” formatı, 2026’da 19-21 Mart tarihleri arasında izleyicilerle bir araya gelecek.
St. Moritz çıkışlı panoramik rota, dağ geçitleri/viadükler ve güçlü manzaralarıyla ünlü.
St. Moritz – Zermatt hattında “panoramik vagon” deneyimiyle öne çıkan bir diğer klasik rota.
Leave a Comment