Seyahat

Sığacık: Mandalina Kokulu Balıkçı Kasabası

Geçtiğimiz haftasonu İstanbul’un tüm karmaşıklığı ve kalabalığı ile boğuşurken Denemenlazım ekibi olarak kendimizi zamanın yavaş aktığı bir köyde, Sığacık’ta bulduk. İzmir’in 2009 yılında Cittaslow yani “yavaş şehir” ünvanını alan Seferihisar’ın kasabalarından biri olan Sığacık, sakinliği, doğası ve bir yere yetişme derdi olmadan, saati bağlı kalmadan akıp giden yaşantısı ile biz İstanbulluların kalbini hemen kazandı.

Cittaslow felsefesi, tüketim odaklı ve hızlı yaşamanın mutluluk getirmediği, insanı doğadan kopardığı ve yalnızlaştırdığı gerekçesiyle yeni bir yaşam şeklinin arayışları sonucunda ortaya çıkmış. Çıkış yeri İtalya olan bu felsefenin artık pek çok ülkeden temsilcisi olan şehir bulunuyor.

Kent ruhunun korunduğu, yerel üreticinin desteklendiği, yemeklerin yavaş yenip sohbetlerin uzun sürdüğü yavaş ve doğayla iç içe bir şehirde hayatın akışı nasıl oluyor deneyimlemek isterseniz Sığacık’tan vereceğimiz öneriler bence sizi hemen harekete geçirip İzmir’e doğru yol almanızı sağlayacak. Sadece iki gün için bu küçük beldenin sakinliğine kendinizi bırakmak bile iyi bir deşarj yöntemi olacak.


Sığacık Sokakları

Renkli evleri, dar sokakları ve duvarlardan sarkan harika çiçekleri ile Kaleiçi civarındaki sokakları dolaşırken hayaller kurmanız, çiçeklerin rengine hayret etmeniz, o minik dükkan ve pansiyon kapılarının fotoğraflarını sıkılmadan tek tek çekmeniz çok mümkün. Yer yer bir film setini andıran ama tamamen doğal ve gerçek olan bu sokaklarda küçük gözlemeciler, pansiyonlar, taş evler ve davetkar cafeler ile birkaç saatinizi rahatlıkla geçirebilirsiniz.

Biz hislerimize güvenerek karşımıza çıkan ilk yere İnci Hanım’ın Gözleme Evi’ne girdik ve nefis sarmalar, ev yapımı ayranlar ve envai çeşit gözleme ile müthiş bir öğle yemeği yedik. Favorimiz patlıcanlı kaşarlı gözlemeden yana! Sonrasında yürüyerek limanın olduğu caddeye çıkıp denize karşı bir çay içmeyi de ihmal etmeyin. Eğer kahvesiz duramam diyenlerdenseniz dar sokakların birinde Fehu isminde minik ve sevimli bir kahve dükkanı da var.


Teos Antik Kenti

Sığacık, tarihi M.Ö. 2000’li yıllara dayanan Teos Antik Kenti’ne ev sahipliği yapıyor. Mitolojinin şarap tanrısı Dionysos’a adanmış bir tapınak, antik bir tiyatro ve liman ve daha nice tarihi kalıntı ile birlikte oldukça yeşil, ağaçlar içinde bir alana yayılan Teos’u ziyaret ermek için sadece 5 TL’lik giriş ücretini ödemeniz yeterli.

Zamanında kurdukları aktörler birliği ve tiyatroya verdikleri önem ile Teos sanatçılar şehri olarak da biliniyor. Teos’u detaylıca ve keyifle gezmek için en az 1-2 saat ayırmanızı öneriyoruz. Hatta spor kıyafetleriniz giyip bunu bir yürüyüşe de çevirebilirsiniz. Yol boyunca taze kekik, biberiye gibi ot kokuları duyarsanız da şaşırmayın, çünkü Ege otları her yerde!


Sığacık Üretici Pazarı

Pazar günleri Kaleiçi ve çevresindeki minik sokaklara yayılarak kurulan bu doğal pazar yerli üreticilerin el emeği göz nuru ürünlerinden oluşuyor. Taze sebze, meyve, Ege otları bulabileceğiniz gibi asıl büyük alan yayılan kısımda ev yapımı pek çok lezzet bulunuyor.

Bölgede yaşayan sakinlerin yaptıkları envai çeşit börek, sarma, reçel, sos, tatlı ve yöresel bir dolu lezzeti tadabileceğiniz pazar için önerimiz sabah erkenden kalabalık başlamadan gitmeniz ve hatta kahvaltınızı bu ev yapımı lezzetlerle yapmanız.

Pek çok tezgahta karadut satıldığını görebilirsiniz. Özellikle havalar sıcakken buz gibi karadut suyu içmek şahane oluyor. Hatta bazı tezgahlarda ev yapımı limonata ile karıştırıp da içebilirsiniz bu karadut suyunu. Dönüş yolunda ise mutlaka reçel ve soslardan birer kavanoz almalısınız.

Bergamot, lale çiçeği, mürver çiçeği, mandalina, ebegümeci çiçeği, acı biber, nar gibi farklı bitkilerden elde edilen ev yapımı reçeller arasından seçim yapmanız zor olacak ama, bizden söylemesi!


Milos Balık – Ege Akşamları Aşkına!

Bir Ege kasabasına geldiğinizde ve gün batıp da gökte hafif bir kızıllık kaldığında artık mezelerle dolu bir masa etrafında toplanma vakti gelmiş demektir. Sığacık’a varmadan ismini sıkça duyduğumuz Milos’un yolunu tuttuk ve gecenin sonunda dedik ki “öneren herkes sağolsun, bir kadeh de onlara vurulsun!” Uzun zamandır tatmadığımız kadar iyi mezeler kavrulmuş anasonlu rakılar ve tadına doyulmaz bir muhabbet ile birleşince yavaş şehir derken ne anlatılmak istendiğini kavramış olduk.

Mavi beyaz dekoru ve asma yapraklarının altındaki masaları ile Milos tipik bir Ege meyhanesi. Bir aile işletmesi olan mekanın menüsü de yine kendi ellerinden özel tarifler ile hazırlanıyor. Fesleğenli mezgit mutlaka denemen lazım dediğimiz mezelerin başında geliyor. Hiç abartısız bu mezeyi tekrar tekrar yemek için gidilir Milos’a. Bunun dışında Girit ezme, isli uskumru, saganaki, karidesli mantı, tekmil fava masanın mutlaka olmazsa olmazıdır Milos’ta. Kapanışta ise mekan sahibinin annesinin elinden çıkma Milos tatlısını denemeyi unutmayın. İrmikli, tahinli ve kaymaklı bu nefis tatlıdan daha iyi bir final olamaz.


Peki ya diğer denemenlazım dediklerimiz?

Sığacık’tan ayrılmadan önce deneyimlemenizi önereceğimiz başka şeyler de var!

  • Mandalina, Seferihisar’ın mahsullerinde önemli bir yere sahip. Meydandaki Sığacık Bakkalı’nın mandalina kuruları adeta bağımlılık yapıyor! Zaten bol bol ağaçlarını da görebilirsiniz etrafta. Sadece içinin veya kabuğuyla incecik dilimlenmiş halinin kuruları paket paket satılıyor. Hatta bu bakkalda mandalina reçeli, mandalina ekşisi ve mandalina konservesi gibi daha nice mis kokulu ürün satılıyor.
  • İzmir sınırlarına girip de kumru yemeden dönemem diyenlerdenseniz Sığacık Bakkalı’nın çaprazındaki Damla Büfe yerlilerin favorisi. Biz de denedik ve pek sevdik.
  • Sığacık’ta konaklama için irili ufaklı pansiyonlar ve oteller mevcut. Eğer denize yakın olmak istiyorsanız ve özellikle rüzgar sörfüne merakınız varsa Maya Bistro Hotel Beach’i düşünebilirsiniz.
  • Sığacık sokaklarında sabah erkenden bir kahvaltı alternatifi ararsanız turkuaz kapıları ile sizi karşılayan Gardenya Butik Otel’i düşünebilirsiniz.