#denemenlazım

Ege Soley’in Çiçeklerle Dolu Dünyası ve Slow Public

Çok yönlü bir maker olan Ege Soley ile Slow Public ve çiçeklerle dolu dünyasını konuştuk.

 

Seni biraz tanıyabilir miyiz?

1983 yılında İstanbul’da doğdum. İlkokulda okurken yarı zamanlı olarak Beşiktaş Devlet konservatuvarında piyano eğitimi aldım. İtalyan lisesinde okuduğum süre boyunca da Darüşşafaka’da lisanslı olarak basketbol oynadım. Liseden mezun olduktan sonra İngiltere’de University of Kent’te Avrupa siyaseti + italyanca & ispanyolca okudum.

2011 yılında Ege Soley Event & Corporate Flowering ‘i, 2015 baharında da Slow Public’i kurdum ve hala ikisini de çocuklarım gibi büyütmeye devam ediyorum.

Kendimi bildim bileli yaratmaya, yeni şeyler öğrenmeye ve okuyup yazmaya çok meraklı oldum. Şimdi kendi hayatıma uzaktan bakıp, yaptıklarımı kısaca böyle sıralayınca da tekrar fark ediyorum ki hayatımı hep farklı meraklarım ve heveslerim şekillendirdi.

Konuşacak çok şeyimiz olduğu kesin 🙂 Ancak önce çiçekçilikle başlayalım…

 

Bize hikayeni anlatır mısın?

Üniversiteden sonra İstanbul’a döndüğümde hayatta ne yapacağım hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Hem Avrupa’ya geri dönmek istiyordum hem de her şeye yeni baştan başlamak.

Kendimi en kayıp hissettiğim noktada tek yön bir Paris bileti aldım, tamamen hayatın arkamdan beni itmesiyle. Ne tek kelime fransızca biliyordum ne de oralarda ne yapacağımı. Gider gitmez bir fransızca kursuna yazıldım; sabahları kursa gidip öğleden sonra şehrin güzel sokaklarında tek başıma geziniyordum. Zaman içinde Paris’teki çiçekçilerin ne kadar güzel oldukları dikkatimi çekmeye başladı, İstanbul’da neden olmasın ki dedim.

Ege Soley'in Çiçeklerle Dolu Dünyası ve Slow Public Girişimi
Ege Soley’in Çiçeklerle Dolu Dünyası ve Slow Public Girişimi

Oysa o güne dek ne kendine çiçek alan, ne de çiçeklerle büyümüş biriydim, toplasan 3 çiçeğin adını zor sayardım. Şehirde beğendiğim tüm çiçekçilerin listesini yaptım, bir gün oturdum hepsine mail yazdım.

Sadece bir tanesi geri döndü, o da 4 sene boyunca yanında çalışacağım ve hayatımın değişmesinin en büyük etkenlerinden biri olan, Paris’in en ünlü çiçekçilerinden Pascal Mutel’di. Onunla çalıştığım tüm süre boyunca bir de Ecole des Fleuristes de Paris’te çiçekçilik eğitimi aldım. Zaman içinde tek kelime fransızca konuşamayan, dükkandaki tek işi dolu çöp torbalarını taşımak, yer silmek ve merdiven yıkamak olan kızdan bütün dükkanı idare eden, kocaman kocaman işler beceren bir fransıza dönüştüm!

Kendimi hazır hissettiğimde de Istanbul’a dönüp Akaretler’de Ege Soley Event & Corporate Flowering’i açtım.

 

Bir buket çiçeğin arkasında nasıl bir çalışma var ve bir çiçekçinin rutin bir haftası nasıl geçer ?

Normal bir haftada iki defa çiçek alıyoruz, Hollanda’dan gelen tırların zamanlarına göre gidip haftalık çiçeklerimizi seçiyoruz. Benim işimin çok büyük kısmını haftalık abonman çiçekleri oluşturuyor, evlere ve ofislere belirli günlerde taze çiçek gönderiyoruz. Özellikle pazartesi sabahları çok erkenden iş başı yapıp ofislerin çiçeklerini hazırlayıp bir an önce şehrin farklı noktalarına dağılmalarını sağlamamız gerekiyor. Hafta sonuna yakın günlerde de evlerin çiçeklerini hazırlıyoruz.

Ege Soley'in Çiçeklerle Dolu Dünyası ve Slow Public Girişimi
Ege Soley’in Çiçeklerle Dolu Dünyası ve Slow Public Girişimi

Arada elbette farklı siparişler veya kurumsal projeler de oluyor. Ben uzun zaman önce düğün yapmayı bıraktım, bir türlü kendimi içinde göremediğim bir iş organizasyon ve düğün işi; bu yüzden sadece kurumsal işler yapıyorum artık. Her konuda ve işte olduğu gibi aslında bu iş de biraz kilometre işi; zamanla insan hem hızlanıyor, hem kendi tarzını, adetlerini ve alışkanlıklarını kazanıyor.

Çiçekleri seçmeye gittiği zaman hangi çiçekleri kullanacağını, neden ne kadar alması gerektiğini, neyin zayi olacağını, neyin yetmeyeceğini ezbere bilir oluyor. Diğer yandan bazen de iş seçiyor, tarzını hiç yansıtmayacak ortamlara girmiyor. Ama bunların hepsi tabi ki zamanla oturuyor.

 

Yaratırken ki ortamını merak ediyorum; Müzik dinler misin mesela veya özel ritüellerin var mıdır ?  

Çiçek işinde uzun zamandır tek başıma çalışıyorum, düşünülecek ne kadar şey varsa hepsini sabahları çiçek yaparken aklımdan geçirip, bir yandan elimi bir yandan aklımı çalıştırıyorum. Fazla titiz bir başak burcu olmama rağmen o sırada masanın, yerlerin, üstümün başımın ne kadar kirlendiğiyle hiç ilgilenmiyorum, fakat iş bittiği anda da bir o kadar vakit alan temizlik seramonisine başlıyorum. Müziksiz adım atamadığım için elbette arkada hep müzik çalıyor; o da tamamen ruh halime göre değişiyor.

 

Senin favori bir çiçeğin var mı, hangisi ve neden ?

Bu konuda çok netim, frezya ve anemon. Frezya formu, çiçeklerinin zamanla tek tek açarkenki güzelliği ve tabi ki nefis kokusu yüzünden. Anemon ise bana hep çok deli geldiği için, açtıkça değiştiği hiçbir gün bir önce gününe benzemediği ve sanki sahip olduğu tüm özellikleri çekinmeden gösterdiği için.

Instagram hesabın çok etkileyici, hem güzelim çiçekler hem de o ilham veren sözlerin… Kalemin gerçekten çok güçlü.

 

Şahsen heyecanla beklediğim kitap projenden bize bahsedebilir misin?

Çok teşekkür ederim. Beni tanıyanlar bilir, hayatımda çocukluğumdan beri, her türlü meşgaleden önce yazmak vardı. Ve sanki uğraştığım her iş bir gün yok olsa da hayatımdan yazmak hiç yok olmayacak gibi.

Instagram postlarının altındaki yazıların buralara varacağını ben de tahmin etmiyordum tabi; fotoğrafların altına ne yazacağımı bilemedikçe aklımdan geçenleri veya sağa sola not aldığım fikirleri yazmaya başladım. Sonra giderek farkettim ki insanlar çiçekler kadar yazılar için de takip etmeye başlamış beni. Bu sırada benzer yazılarımı bir kitaba dönüştürme fikri geldi bir yayınevinden, ben de heyecanla masa başına geçtim. İç açıcı, umut verici ve sakinleştirici bir kitap olsun istedim, arada acaba Ege ne derdi böyle bir durumda diye bir sayfası açılsın, okuyanın yüzüne ferah bir rüzgar estirsin istedim.

Birkaç aya umarım raflarda olacak!

 

Yazarlık bir yana, hevesli bir okur olduğunu da biliyoruz. Bir kitap önerisi alabilir miyiz ? “Bir kitap okudum ve hayatım değişti” dedirten…

35 yaşımda olduğumu düşünürsek son 30 yıldır sürekli okuyorum evet. Çiçekler bir yana, yeni kitap kokusunu hiçbir şeye değişmem!

Bu sorunun 3 cevabı olsun izninle;

Bir numaram her zaman Fernando Pessoa / Huzursuzluğun Kitabı. Kaç defa okudum bilmiyorum, ama her okuduğumda yeniden etkileniyorum, bir insanın ruh halinin değişimlerini, kendisi ve hayatla savaşını daha iyi yansıtan başka bir eser bilmiyorum.

İki numaram Tiziano Terzani’nin atlıkarıncada bir tur daha kitabı; müthiş bir yaşam öyküsü, her sayfası ayrı bir ders, ayrı bir ilham.

Üçüncüsü de her kitabına bayıldığım bir yazar olan John Fowles’un Büyücü’sü. Hangi romanı sen yazmış olmak isterdin diye sorulsa sanırım -elbette- bir Anna Karenina bir de Büyücü derdim; nefis bir hikaye, nefis bir kurgu, nefis bir dünya.

 

Gelelim Slow Public’e : “Biz Slow Public olarak telaşa ve koşturmaya değil, biraz daha durmaya ve zamanın tadını çıkarmaya inanıyoruz.” diyorsun. Bu hız odaklı dünyaya karşı aktivist bir hareket bence… Senden dinleyelim?

Slow Public 3 yaşında, sadece Türk ve kadın tasarımcı / üreticilerinin ürünlerinin olduğu, tamamen benim ve bu harika kadınların fikirleri ve yönlendirmeleri ile ilerleyen, büyüyen ve zenginleşen bir mağaza. En başından beri çok net kurallarım vardı; sadece elde üretilen, fabrikasyon olmayan, gerekirse ufak bir defosu, gerekirse bir köşesinde çatlağı olan ama gerçek ve ilham verici ürünleri bir çatı altında toplamak istedim. Aynı şekilde de devam ediyoruz, 30’a yakın kadın tasarımcının ürünü var şu anda mağazada.

Ege Soley'in Çiçeklerle Dolu Dünyası ve Slow Public Girişimi
Ege Soley’in Çiçeklerle Dolu Dünyası ve Slow Public Girişimi

Yavaşlamak, durmak ve zamanın tadını çıkarmak da bu şekilde çalışmak ve üretmekle doğru orantılı bir durum zaten. Ben kendimi bildim bileli hep çalışkan ve üretkendim fakat buna tezat olarak hiçbir zaman yaptığım işi çok önemsemedim ve hayatımın ilk sırasına koymadım. O anda akan hayatı farketmek, kendi isteklerini önemsemek, içini ve isteklerini yoklamak, doğru ve istediğin yolda yürüdüğünden emin olmak benim için çok daha büyük öncelikler. Bunlar da hep yavaşlayarak ve kendinin farkına varmaya başlayarak oluyor.

 

Slow Public’e giden, orada neler bulur ?

Ege Soley'in Çiçeklerle Dolu Dünyası ve Slow Public Girişimi
Ege Soley’in Çiçeklerle Dolu Dünyası ve Slow Public Girişimi

Tabii ki harika şeyler! Hepsi çok özgür ruhlu ve yaratıcı Türk kadınlarının ellerinden çıkan masa üstü objeler, seramikler, sabunlar, mumlar, oyuncaklar, takılar, çantalar, defterler, resimler ve daha neler neler…

 

Gelecek için hayallerin planların neler? 5 yıl sonra nerede ve ne yapıyor olmayı isterdin?

Tekrar tekrar düşündüm, hayallerim çok ama galiba hiç planım yok. Hayatta tek bir şey öğrendiysem o da hayatın bizim için yaptığı planların bizimkilerden çok daha yaratıcı olduğu. Kendimi büyük planlar yapmaktansa hayata güvenmeye alıştırdım zamanla, başta pek kolay değil tabi ama bir kere de alışınca çok fazla düğüm gevşiyor insanın içinde. Çok tavsiye ederim.

Hayal ise hiç bitmez. Yazmaya devam ettiğim, yazdıklarımı çok fazla insanla paylaşabildiğim, aklımla ve ellerimle sürekli bir şeyler üretebildiğim ve tüm bu esnada kendime ve heveslerime haksızlık etmeden yürüyebildiğim bir yol hayal ediyorum.