Sanat

Lizbon’da Görülmesi Gereken 5 Müze

Portekiz’in başkenti Lizbon Avrupa’nın yeni gözdesi olma yolunda. Seramik kaplı evleri, sarı tramvayı ve yorucu yokuşların sonunda karşınıza çıkan güzel manzaralarıyla insanı kendine aşık eden bir şehir. Okyanusa kıyısı olması ve 300 gün güneşli olması da cabası!

Işığıyla birçok sanatçıya ilham olan Lizbon’da, 30’un üzerinde müze mevcut. İşte ilgi alanınıza göre mutlaka görmeniz gerekenlerden bazıları:

 

Museu Calouste Gulbenkian

Üsküdar doğumlu Ermeni asıllı Gulbenkian petrol sanayisinin doğumunda büyük rol oynamış başarılı bir iş adamıdır. 1930’lu yıllardan ölümüne kadar (1955) geçen zamanda sanat koleksiyonerliğine yoğunlaşmıştır. Önce Paris sonra Londra’da bulunan koleksiyonu, kendisinin Lizbon’a yerleşmesiyle nihai yerini bulmuş ve ölümünden 14 yıl sonra da vasiyetinin son isteği olan Gulbenkian vakfı ve müzesi kurulmuştur. Kocaman bir parkın içinde yer alan müze iki binadan oluşuyor. Biri “Founder’s Collection” adı verilen, 1000 civarı parçanın yer aldığı ana binadır. Burada Mısır, Greko-Romen, Mezopotamya, İslami dönem, Ermenistan, Uzak Doğu ve Batı sanatı bölümleri altında heykel, kitap, resim, 18. Yüzyıl Fransız dekoratif objeler, İznik çömlekleri, İran, Türkiye, Suriye ve Kafkasya’ya ait bir çok halı örneğini görebilirsiniz. Çok geniş bir koleksiyona sahip olan bu binada mutlaka ilginizi çeken bir şeyler olacaktır.

Diğer bina ise Gulbenkian’in ölümünden sonra vakıf tarafından oluşturulan “Modern Collection” dır. Modern Portekiz sanatı konusunda iddialı olduklarını belirtmeme gerek yok sanırım.

Müzede her hafta sonu hem yetişkinler hem de çocuklar için genelde ücretsiz konserler, workshop’lar yapılıyor. Yaz aylarında amfi tiyatroda yapılan Gulbenkian Orkestrası’nın konserlerine denk gelirseniz kaçırmayın derim!

Müze her Pazar 2’den sonra ücretsiz.

Çıkmadan museum shop’a uğrayıp İznik kitaplarına ve tasarım ürünlerine bakmayı da unutmayın. Gulbenkian anlatmakla bitmez o nedenle diğer müzeye geçiyorum.

 

MAAT

Museum of Art, Architecture and Technology, 2016 yılında açılan kuşkusuz en çok fotoğrafı çekilen müzelerden biri. İngiliz mimar Amanda Levete tarafından tasarlanan bina, Tagus nehri kıyısında yer alarak ziyaretçilere muazzam bir seyir terası olma görevini de üstlenmiştir.

Yan binasında bulunan elektrik santraliyle beraber yerli ve uluslararası bir çok sergi ve söyleşiye ev sahipliği yapmaktadır. Sanat, mimari ya da teknolojiye ilgisi olanların mutlaka görmesi gereken bu müzeye giriş her ayın ilk Pazar günü ücretsiz.

 

Museu Coleção Berardo

Berardo Collection Museum diğer bir koleksiyon müzesi. İnsanların kendi zevklerine göre oluşturdukları koleksiyonları görmek, yıllar içinde ilgi alanları hatta sanatın ne yönde değiştiğini izlemek her zaman daha heyecan verici geliyor.

Maat’tan çıkıp nehir kenarında biraz yürüdükten sonra sağ tarafınızda kocaman bir bina olan CCB (Cultural Centre of Belem) içinde yer alan Berardo modern ve çağdaş sanata ait sağlam bir koleksiyona sahip. Marchel Duchamp, Pablo Picasso, Dalí, Andy Warhol, Francis Bacon, Jackson Pollock görebileceğiniz isimlerden sadece bir kaçı. Koleksiyonun yanı sıra müzede 3 süreli sergi alanı daha yer alıyor ve içlerinden biri mutlaka sizin zevkinize hitap ediyor.

 

Museu Nacional de Arte Antiga

Yukaridakiler benim ilgimi çekmedi, gittiğim ülkenin tarihine ait milli hazinelerini görmek isterim derseniz MNAA tam size göre. 40.000 parçaya yakın koleksiyona ait müzede Orta Çağ’dan günümüze kadar var olan resim, heykel, mobilya, tekstil, cam, seramik ve Portekiz keşiflerinden toplanmış parçaları görebilirsiniz. Heykel dolu bahçesinde Tagus nehri manzarasından bir şeyler içmeden çıkmayın derim.

 

Museu do Oriente

Orient Vakfı’na ait parçalardan oluşan müze, zengin Asya koleksiyonuna sahip. Çin, Japon ve Endonezya’ya ait seramik, tekstil, mobilya ile maskeleri gorebilirsiniz. Özellikle Çin operasının kostüm ve maskeleri görülmeye değer. Hafta sonu ziyaret edilebiliyor ve terasta bulunan restoranda brunch+ müze ziyareti olarak özel bilet alınabiliyor.