Yeme İçme

2017 Yılının Gastronomi Trendleri

Gastronomi’ye olan ilginin günden güne artması ile her yıl sektöre yön verecek trendleri öngörmek veya belirlemek de merakla beklenmeye başladı. 2017 yılı içerisinde de önceden devam edecek alışkanlıklara ek olarak yeni konseptler ve tatlar da dünyada trend yaratmaya başlıyor.

Bu yılın ana teması “israftan kaçınmak” üzerine kurgulanacak. Yiyeceklerin fire olarak atılan kısımlarının bile değerlendirmek üzerine şekillenen bu akım ile sürdürebilir olmak ve doğayı korumak hedefleniyor.  Bunun dışında başka ne tür konseptler ile karşılaşacağımızı ve denemen lazım dediklerimizi derledik. İlginç tatlar tadacağımız kesin!

Bitki kasaplığı

Kulağa ilginç geliyor değil mi? Amerika’da birkaç farklı eyalette bir kasabın etin her parçasını işlemesi gibi sebzeleri bu şekilde işleyen ve sunan dükkanlar yayılmaya başladı. İki vegan kardeşin Minneapolis’te kurduğu The Herbivorous Butcher, bu işi ilk yapanlardan sayılabilir. Bacondan BBQ soslu kaburgaya, pepperoniden chorizoya kadar pek çok çeşit et ürününü ve aynı zamanda mozzarella, cheddar, gouda, ricotta gibi peynirleri kısacası hayvansal besinleri tamamen bitkisel formatta yeniden yorumluyorlar. Tarifleri geliştirmek ve sonucunu neredeyse gerçeğinden ayırt edilemez hale getirmek çok çalıştıklarını belirtiyorlar. Amerika ve Kanada’da sayıları git gide artan bu dükkanlar vejetaryen ve veganlar için çığır açacak nitelikte olacağı kesin.

(Görsel kaynak: http://www.telegraph.co.uk/)

 

Sebzeli yoğurt

Son yıllarda özellikle sağlıklı beslenmede anahtar besinlerden biri haline gelip smoothie kaseleri, granola, chia puding gibi pek çok tarifte karşımıza çıkan yoğurt bugünlerde sebzeli versiyonlarıyla Amerika’da raflarda rağbet görmeye başladı. Kutulanmış meyveli yoğurtlara alternatif olarak pancarlı, havuçlu, tatlı patatesli gibi çeşitlerin farklı markalar sık sık tüketilecek. Meze kültürü içinde olduğumuzdan belki bizim için yeni bir tema değil ama yurtdışında yeni tarifler yaratmak için kullanılacaktır.

 

“Bowl” akımı

Smoothie bowl ve buddha bowl ile başlayan renkli ve sağlıklı kase furyası bu yıl da tüm hızıyla devam edecek. Görselliği ile göz alan ürünlerin hayal gücü ve yaratıcılık ile kullanılarak hazırlanan bu kaselerin amacı sağlıklı ve dengeli tatları bir araya getirmek. Rengarenk orman meyveleri ve granolalar ile hazırlanan smoothie kaseleri veya kinoa, nohut, avokado ve daha nice ürünün iyi bir sosla birleştiği protein deposu buddha kaseleri bu yıl menülerin revaçta isimleri olacak.

Hatta geçtiğimiz aylarda Teşvikiye’de açılan ve ünü hızla yayılan Kase No:16’da her şeyi kaselerde tam da bahsettiğimiz şekilde sunuluyor.

 

Sanal restoranlar

Paket servis sistemini profesyonel şeflerin elinden çıkma iyi kalite yemek deneyimi ile birleştiren sanal restorancılık, düşük yatırımlar ile eve yemek ulaştırmayı hedefleyen bir sistem. Momofuku’nun yaratıcısı David Chang’in New York’ta kurduğu Maple ve Ando isimli iki ağ bu konuya güzel örnekler. Manhattan bölgesine servis yapan Maple’da günlük olarak menüler değişiyor ve hepsi yetenekli bir aşçı ekibinin ellerinden çıkıyor. Yine Amerika’da sadece akşam yemeği servisine odaklı çalışan ve pek çok şehirde ağı bulunan Munchery ise yoğun çalışan ve akşam yemeği hazırlamaya vakti olmayan kişileri sağlıklı yemekler ile buluşturuyor.

 

Yeni bir yumurta alternatifi: Aquafaba

2014 yılında Fransız bir şef, baklagil suyunun çırpıldığında aynı yumurta akı gibi kabarıp benzer özellikleri gösterdiğini fark edince tarifler üzerinde çalışmaya başlamıştı. Geçen bu zamanda nohut, fasulye gibi baklagillerin haşlandıktan sonra süzülüp atılan suyunun meraklısı günden güne arttı ve özellikle vegan beslenenler arasında bir akım oluşturmaya başladı. Aquafaba adı verilen bu haşlama suyunun uzunca bir süre çırpıldıktan sonra yumurta akının kullanıldığı beze, makaron, pavlova gibi pek çok pastacılık ürününde iyi sonuç verdiği gözlemlendi. Hatta aquafaba kullanarak ev yapımı mayonez ve dondurma yapanlar bile var! Bu yıl yurtdışındaki vegan menülerde aquafaba kullanılarak yapılan tatlılara rastlarsan şaşırma deriz.

 

Alkolsüz kokteyllerin yükselişi

Kokteyl sadece bir gece içkisi ve sosyalleşme aracı olmaktan çıkıyor, alkolsüz versiyonları ile de menülerde yer bulmaya başlıyor. Ama buradaki en önemli nokta ise alkollülerdeki bir yaklaşım ile alkolsüz kokteyller yaratmaktan geçiyor. Baharatlardan özel şuruplar hazırlamak, farklı yaprakların harmanlandığı demleme çaylar ile kokteyle baz yaratmak gibi tekniklerle en az alkollüler kadar leziz ve estetik görünümlü kokteyller yaratılıyor. İngiltere’de yaratılan Seedlip isimli alkolsüz spirit üreticisi pek çok kokteylseverin gözdesi oldu bile.

(Görsel kaynak: https://www.seedlipdrinks.com/)

 

Hindistan cevizi her yerde

Fazlasıyla geniş bir alanda ve farklı şekillerde kullanılabilir olduğundan bu yıl Hindistan cevizinin yılı olacak diyebiliriz. Tek başına meyve olarak tüketmenin dışında smoothie bowl tariflerinde kasenin kendisi olarak meyvesini, pastacılık ürünlerinde un haline getirilmiş versiyonunu, yemeklerin yapımında yağını, sütünü ve hatta suyunu sık sık göreceğiz. Hatta Hindistan cevizi suyu şişelerini artık ülkemizdeki marketlerde de kolaylıkla bulabiliyoruz.

(Görsel kaynak: http://jessicainthekitchen.com/ )