Güncel Etkinlik Takvimi için tıklayın. Havalar sıcaklığını hissettirse de yavaş yavaş sonbahara girmeye hazırlanıyoruz. Yaz mevsimi keyifli, eğlenceli ve tatillerle dolu olsa da şehrin tadı gerçek anlamda Eylül ayında...
İstanbul’un tadı yazın teraslarda çıkar! Tüm çalışanlar tatillerini yazın planlarlar. Fakat İstanbul’da olduğumuz süre boyunca da nefes almak, manzaranın tadını çıkarırken birşeyler yiyip, içmek tabi ki...
“İstanbul’un tadını çıkarmak için Temmuz ayından daha ideali yok galiba.” Biraz serzeniş içeren bu cümleyi haklı çıkarmaya oldukça istekliyiz. Şehir dolu dolu bir etkinlik takvimine sahipken, evde kendinizi yaz sıcağına...
Güneşin doğuşunu yakalamak ve sıcaklığında ısınmak. Batışının da peşinden gidip, “Bak, bugün de akşam oldu” demek… Metropolün tam ortasında durup, bu cümleleri işe gelip giderken kuruyor olabiliriz ama en azından...
Şehirde gerçekleşen festivalleri sarıp sarmalamak konusunda oldukça hazırlıklı olduğumuzu düşünüyorum. Festival programı açıklanır açıklanmaz listeler oluşturulup, biletlerin satışa çıkacağı günde de pusuya yatıp...
Günler günlerin ardından, haftalar haftaların içinden geçerek yeni bir aya daha kavuştuk. Hoş bir şekilde gelen Mayıs ayının içimize verdiği, sokaklardan evlere girmeme isteği ise maksimum seviyede. Tıpkı bizim gibi...
Bir dondurma sever için bu nefis lezzeti yemenin mevsimi olmaz elbette ama yaz aylarına daha çok yakıştığı ve hatta çoğu kişinin yazı iple çekme sebepleri arasında yer aldığı konusunda hemfikiriz! Meyvenin bu en leziz...
Rönesans döneminin dahisi Leonardo Da Vinci’ye adanmış dünyadaki en kapsamlı ve büyük olarak tasarlanan uluslararası sergi, prömiyerini yaptığı Brugge’ün (Belçika) ardından dünya turuna ilk olarak İstanbul’da...
Şehrin hızlı akan sosyal hayatı, karmaşık trafiği ve kalabalığı derken yemek yemek gibi keyifli anları da bazen bu kaosun içinde aceleye getiriyor ve hızlı olsun diye kendimizi sağlıksız ürünler yerken buluyoruz...